Ah Efendim - Ertuğrul Erkişi

2010-11-04 17:37:00

GEL EFENDİM Ah efendim şu gurbetlik tez bitsin Seven gönül bilsen ne çok özlüyor Nağmeler hüzünlü, mızrabım kırık Sevenlerin hep yolunu gözlüyor ... Aman gurbet n'olur üç gün ara ver Al selamım götür aziz dosta ver Üç günden fazlası zulüm gurbetin Bir adım ötesi ölüm gurbetin Dostun dosta muhabbeti derindir Gel efendim sohbetimiz şenlensin Biz vuslatın sevinciyle coşalım Şu ayrılık varsın biraz dinlensin Güfte:Dr.Hüsamettin Olgun Beste:Ertuğrul Erkişi Devamı

Bir [UMUT]'tur yaşamak ...

2010-11-04 00:21:00

    Belki de yalnızlık senin kaderindir Ne çare ki bu senin kederindir Göremezsin hiçbirşeyi Ne kadar uğraşsan da göremezsin Bilemezsin gerçeği burnunun ucunda olsa bile Tükenirsin bir anda Umut türetirsin hayata tutunmak için İçin için kan ağlarsın bazen Fakat yoktur .. Tutunacak ne bir dal ne de bir eL Işıklar sönmüştür sana Karanlığın içinde yok olmuşsundur Sönüverdiğini sanarsın birdenbire Hayatın ortasında kalmışsındır yapayalnız .. Birgün belki Karanlıktan bir ışık doğar Yürürsün aydınlığa doğru usulca Sessiz sessiz yürürsün Tam yakaladım derken Anlamadan dökülürsün Bir yarın göçtüğünü Bir dağın çöktüğünü kabullenmişsindir Gün gelir birdaha doğar sana Tutunmuşsundur dalına Bakmazsın bile yarına Ne yalana ne de dolana bakmaksızın Yaşarsın hayatını kulak asmaksızın Yarınlar senin içindir artık Görürsün gerçekleri Asla unutmazsın ki bir gerçeği Bir [UMUT]'tur yaşamak ... Devamı

Baba'dan Kızı'na Öğütler ..

2010-11-04 00:17:00

Kadın, kocasının yanında daima temiz, tertemiz bir çiçek gibi olmalıdır. o­nun yanında, o­na gözünde hoş görünmeyecek her türlü görüntüleri vermekten dikkatle ve hassasiyetle kaçınmalıdır. Birlikte geçirecekleri her zaman dilimi için bu geçerlidir. Bütün bunları bilmek kâfi değildir; tatbikinde de hiç ihmalkârlık göstermemelisin. Sözlerimi dinle!… Şimdi maalesef pek moda haline geldiği gibi, evlendiğin erkeğin senin her emrine boyun eğmesi için mücadele vermekten kesinlikle uzak dur! Zira, bu cemiyete bu zamanda ârız olan manevî hastalıklardan en başta gelen bir tanesi de budur. Belki de, bize batıdan bulaşmış menfî bir feminizm hastalığına kapılmış olduklarından kadınlar, bu devirde ve bizim cemiyetimizde, kocalarına mutlak surette hâkim olmayı, kadınlıklarının icabı zanneder gibi davranıyorlar. Aslında ailede hâkim durumunda olması icap eden erkek, yaratılıştan kendisine verilmiş hak ve vazifelere bağlılıkla hareket eder de, kadının bu haksız davranışına boyun eğmezse, aralarındaki uçurum her gün değil her an artabilmekte; boyun eğdiğinde ise bu, “hakkından feragat” şeklinde masum bir davranış görüntüsünde kalmayıp vazifesinden kaçmayı da beraberinde getireceği için, o­nu Allah indinde mesul duruma düşürmektedir. “Kadın hakları” gibi isimler altında, aile içinde kadını kocasına karşı dik başlı ve âsi haline getirme propagandalarının nefsini okşayabilecek yaldızlarının tesiri altında kalmamak, bu devirde ve bu cemiyet ortamındaki kadın için mühim imtihan mevzularından biri haline gelmiştir. Yaradılışın kanunlarına aykırı hiçbir şeyin zaten başarı şansı da yoktur. Kadın, aile içinde bu şekilde haksız ve yaradılışına aykırı bir davanın mücade... Devamı

Sev ki, sevilesin...

2010-11-04 00:12:00

    Sev ki, sevilesin Say ki, sayılasın Fedakâr ol ki, sana karşı da fedakâr olsunlar Ama bütün bunlar, evvela kadından gelmelidir; yani, bu hususlarda ilk adımı daima kadın atmalıdır Tabii, kendini kocasına sevdirmek istiyor ve saadet yolunda o­nunla birlikte bahtiyar olmak istiyorsa…    Devamı

Ey Aşk!..

2010-11-04 00:08:00

     Ey AŞK Sen Kalbime vurulmuş Bir Neşterin Acıyan Yarasısın... Gözlerimde Yaş Olup İnen,Denizlerinde Yürüten Yandım Dedikçe Neşterleyen Bir Aşkın KAN DAMLALARISIN SÖZLERİME.. Naciye AKBAL.. Devamı

Allah'ım, Sen'de kıl beni.

2010-11-04 00:00:00

    Şimdi hüznün kırıntılarıyla çalıyorum kapını. Biliyorum hep açık gelmek isteyene kapın. Ve içimde Sen, Yüce Varlığın. Bendesin Sen. Şimdi kapı dışarıda mı olur Allah'ım, Sen içimdeyken. Ve beni bekleyen Sen mi olursun Allah'ım, ben sana muht...açken. N'olur varlığını hep hissedeyim; ama kalbimde değil, orası kırılacak kadar güçsüz; ama ruhumda değil, orası bir varoluştan gelme kadar sonradan; Ben Seni ezelden bile öte yerde hissedeyim her şeyde. Hiçbir mefhumun, hiçbir sözün, hiçbir ifadenin geçmediği halis yüreğimle arınmış olarak saf bir yerde hissedeyim Seni. Ve aşikâr bir yerde seveyim; Senin yanından seveyim Seni. Senin yanında olayım, 'Sen'in yanından yaşayayım 'ben'i. Varlığının müptelasıdır benliğim. Yo hayır, varlığın demeye bile razı değil lisanım. Sen sadece 'Sen'sin. Senin müptelandır benliğim. İdrakimin söz konusu bile olmadığı bir özle seviyorum Seni. Ve idrakime ihtiyaç bile duymayan bir ihlasla biliyorum Seni. Al beni Sen'in içine. Ki kaybolayım bulunmak istemediğim yerlerden. Acziyetimin tatlı duygusuyla bağlıyım Senin Nûruna. Ve olsam da kendimin hükümdarı, yanar içim, yok olmaya hevesli bir çile gibi. Ben söz olayım, Sen anlam yap beni. Ben kul olayım, Sen bahtiyar yap beni. 'Ben' olmaktan vazgeçmiş biri olarak bul geride kalan sessizliği, o sessizlikte 'Sen' yap en baştan beni. Sende dirilerek Sana karışmış olayım. Allah'ım, Sen'de kıl beni. Belkıs TUNÇAY   ... Devamı

Aşk öyle bir düşer ki nasibi doğrultusunda ...

2010-10-28 09:26:00

          Suya nağmelerini yazan yapraklar teker teker diziliyordu. Bir aşkın mana katresinde ki yansımalarını aksettiriyordu. Ne parmaklar onu okşamıştı, haline bir şevk katmıştı melallerin seyri hallerince. Her nedense bir yaprağın hali nezaketinde her zaman bir nisanın, bir aşkın, bir hazzın, bir kızın salınması, naz ile samimiyeti hatırıma gelirdi. Bir damlanın dalgaları misali, melalin dili sukut hali gibi. Ne hicranlar gizliydi oysaki pakı mahzun umutlarında, feryat edemediği soluklarında, yutkunduğu muratlarında. Her düşen bir yaprak misali… Her bir nefesi anlamlaştıran ruhunun güzelliğinde ki sanattır. Ruh hak için vardır, mutlaktır, aşkın rengiyle boyanmaktır. Nedendir sanat harikası aşklar sürekli ibreti hak olarak telakki edilerek anlatılırlar. Nesiller boyu tarihin savaşlar kusturan teganniliğinde sanki uzatılan bir buket misali, bir salkım üzüm gibi, tenin derisinden boşandığı gibi, midenin kendi yetisiyle iktifa ettiği misali. Bedende bir yenileşme, sinede içsel derinleşme safhası başlardı sanki açlığın yudumlanan sahnelerinde. Kulluğun idraki gibi, muştunun kalan izleri misali, aşkın hali hissiyatta devri mana yapması gibi… Ruh bedene vaziyet ettiği sürece itibarlıdır, vardır, anlamlıdır, kadri mutlaktır. Nefisler asla eziyete, ızdıraba, gayrete, meşakkate kapalıdırlar. Yan gelip yatmak isterler, doymak nedir bilmezler, bedenin kas yapısını tahrik ederek miskinleştirirler. Ölmek temayülüne hız katarak, manasız kalırlar ancak. Oysa sessizliğinde sukutu hal ile akıbetini bekleyen su, emri hak ile hiddetin ve şiddetin korkusuyla esrarın safhalarındaydı. Yaprak ki dalından kopmak zorunda bırakılan bir sevdanın mahzunluğunu yaşayarak habersizdi olacaklardan. Lakin düşmek zorunayd... Devamı

“Ya Rabbi! Ben pişmanım, bütün yapmış olduğum günahlardan.

2010-10-27 19:02:00

    Ya Rabbi Ben Pişmanım! Her kelam pek çok manaya gelir pek çok kişilerce. Her nefes kadar manası vardır bir tek kelimenin bile… Aşkı Mecnun’a sorsanız bir başka tefsir yapar, Leyla’ya sorsanız bir başka mana verir. Bir profesör ihtisas gördüğü alana göre anlatır öğrencisine. İşte öyle bir kavram öbeği var gönlümüzde dilimizde terennüm eden ve dost gönüllerine sunulmayı bekleyen… Ya Rabbi Ben Pişmanım… Huzur… Bir daha hiçbir zaman ve mekânda bulunamayacak olan… Hâl… Gözler kapalı, baş eğik, sırtta onlarca yükün ağırlığı… Vak’a… Önce bir Güzel’in ağzının açılışı… Dökülen inci taneleri… “Ya Rabbi!...” Bu gönülden nidaya“Lebbeyk!” denmez mi? Sonra o sırtında onlarca yük taşıyanın mahzun sesi… “Ya Rabbi!...” Öyle bir nida ki…“Ben…” Bu“Ben…” deyiş cümle zelilliği ifade edişten gayrısı değil… Büyüklenen birküçüğün küçüklüğünün an be an farkına varışla Yüce Huzur’a varışı ve içten içe büyüyen serpilen bir aşığın“Sen geldin.” dercesine bir“Ben!” deyişi… Ve“Pişmanım!...” Cümle mahlûkat kulak kesilir bu söze… Susar ve başlardinlemeye… Tek yankılanan iki kişinin cılız sesidir ve çıt yoktur koskoca âlemde… “Bütün yapmış olduğum günahlardan…” Bu söz bütün âlemi şahit tutuşturpişmanlığa aslında… “Bir” Olan’ın huzurunda… Derin bir “ahhh” izi vardır ahva... Devamı

Her ruhun aradığı aşk,Allah aşkıdır.

2010-10-27 12:14:00

  İçimden dökülen cümleler Nefsime engel olamıyorum” diyenler, muvaffak olmak için, kendileriyle gerçekten mücâdeleye girdi mi? Bir anda üst seviyeye gelinmez. Allah’ın koyduğu tedric-i tekâmül kanunu vardır. Yani yavaş yavaş olgunlaşmak. Ku...zu yavaş yavaş büyür. Meyveler yavaş yavaş olgunlaşır. İnsan da bir anda kemâle eremez. İnsan da yavaş yavaş gelişir. Biz korkunç bir savaş içindeyiz. Kültür, bilgi ve iman savaşı… Bana göre kötülüklerin bütünü deccaliyettir. İyiliklerin de bütünü mehdiyettir. Deccal, bir kişi olsa kötülüğü fazla yayamaz. Fakat deccaliyet yaygınlaşabilir. Deccâliyetin unsurlarından bazıları şunlardır: Meyhaneler, kahveler, tembellik, bozgunculuk, rüşvet, zulüm, haksızlık, güvensizlik, devletin hakimiyetini kaybetmesi… Deccal’i değil, deccâliyeti anlamak ve aramak lazım. Bugün hangi evde Deccal var, deccaliyet yok? Kötülüğü televizyondan daha çok ne yayabilir? Yemeğe fazla tuz katarsanız, malzemeler ne kadar kaliteli olursa olsun o yemek yenmez. Tebliğin de bir ölçüsü olmalı. Asr-ı Saadet… Peygamberimiz var, sahabedeki olumlu değişiklikler var, mucizeler var. Görüyorlar, ama putçuluktan vazgeçmiyorlar. O dönemde bile Peygamber’e itaat etmeyen, şimdi bize nasıl itaat etsin? Hayatın formülü yoktur. Yozlaşmak, bir şeyin kendi vazifesini yapmamasıdır. Ekmeğin küflenmesi gibi. Nasıl ki bir ekmek küflenince iştahımızı kaçırır, kadınlar da yozlaşmaya başladı. Erkek gibi oldular. Bir erkek, bir hanımla evlenmek ister. Fakat hanım da erkek gibi davranmak istiyor. Ben yaparım, ben ederim diyor, yumruğunu sıkıyor. Kafa tutuyor. Çalışıyor. Para k... Devamı

“İnsanlar ikiye ayrılırlar:

2010-10-26 11:56:00

    “İnsanlar ikiye ayrılırlar: Başkalar için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar. Sorun olanlar, çözüm olanlar... ... Ümit kıranlar, ümit verenler... Dert üretenler, deva üretenler... Şikayet edenler, çare bulanlar... Aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü. Biri şikayet üretir, öbürü çare. Biri yük olur, öbürü yük taşır. İç dünyalarında düğümlenir bütün iş.. Afâki âlemden kopup gelen her mâlûmat, her olay, her keyifiyet, bizim ruh dünyamızı, zihniyet dünyamızı, gönül iklimimizi nasıl ve neye göre biçimlendirip işlettiğimize göre dönüşür, değişir. Ağaç olmalı her insan... Ağaç gibi olabilmeli her mü’min. Müslüman müslümana kötülük etmemeli... Kötü ortamı mazeret belleyip dönüşmemeli... Bilakis, dönüştürmeli. Ağaçlardan ders almalı. Karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli... Ve ağaçlar misali, birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı... Orman olmalı...” Metin Karabaşoğlu ... Devamı

Sen aşksın…

2010-10-26 11:42:00

    Ey Aşık! Yûsuf ile Züleyhâ’dan geriye ne kaldı ey aşk? Mısır sultanının adı hiçbir şiire sızmadı. Yûsuf’u satanların esâmesi okunmuyor, Yûsuf’a canını veren Züleyhâ, bak nasıl da hayretle anılıyor. Üzülme ey aşk, üzülme, yüzünü yıkayan gözy...aşların nice Yâkub’un gözlerini açmaya ayarlı. Sultan kaybetti, kuyu kaybetti, zindan kaybetti, Yûsuf kazandı, Züleyhâ kâr eyledi. Zavallı Züleyhâ…Senin için ne müşkiller yaşadı ey aşk. Yûsuf’a sarmaşıklanan yüreğine söz geçiremedi senin yüzünden. Bir Mısırlı Züleyhâ varmış desinler diye yapmadı bunu elbet. Senin için yaptı, aşk için yaptı. Arada haram vardı ey aşk. Sen ona helali götüremedin. Ona nasip olmadı Yûsuf. Onun sevdası mahşere kaldı. Sen eskisin ey aşk. Çok eskisin. Eskicilerin alıp satamadığı kadar yeni, insanlık tarihi kadar eskisin. Her yerde, her yürekte farklı bir elbiseyle çıkıyorsun karşımıza. Ama hep aynısın. Senin adını kim koymuş bilmiyorum. Ama her yerde hazır bekliyorsun. Ve aslında yenisin, yepyenisin. Bu kadar yeni olmasan, bu kadar dolaşık olur muydu ayaklarımız senin yolunda. Kimse aşkın ustası olamadı, kimse seni kuşatamadı. Kimse tedirginliğini bırakamadı senin yanında, kimse kalbini sakin kılamadı kucağında. Hep acemi hep acemi olduk yolunda. Sen aşksın…Sen hem hayal, hem gerçeksin. Hem ırak, hem yakınsın. Bazan güneş kadar yakıcı, bazan sularca serinsin. Bizi yücelten büyütensin. Sen ateşsin…Sen her şeyi arıtır, temizlersin. Sen suların bile susadığı susun; hiç bitmez serinliksin, hiç bilinmez derinliksin. Çünkü sen bize ta ötelerden armağansın. Sen güzelsin, sen Tanrı misafirisin k... Devamı

... Aşk-ı Sükut ...

2010-10-24 17:59:00

    Üç idrâk...belki üç sır. Katlanmayı bekleyen basamaklar ve koca bir kapı. Ben bu kapıyı dahi aralayamayan çocuk...ama meraklı: I - ...sükût. her satır başına düşen koca bir derya; ama yalınız. Tek başına belki koca kainatı elpençe divan durdurabilir. Ama alem ötesine güç yetiremez... ...ve işte anahtar: sükût ve aşk...aşk-ı sükût. II- ...varlığından sıyrılış; hiçlik...ama kuru bir hiçlik değil. ...ince bir çizgidir denge; onu kayıp ediş, hiçlikte çırpınıştır. Ötelerin kapısıdır hiçlik, doğru; fakat gelişi güzel hiçlik değil. ...ve işte çözümlenmesi gerekir ilâçlar: hiçlik ve varoluş... ama nasıl bir var..? / ben bile âcizim idrakten... / III- ...koca bir buluş. Sevgi ve aşk; işte dengenin ötesi: Habîb! Sükût?u bilmeseydik, içimize dönemezdik; aşk olmasaydı sükût?tan haz alan olur muydu (?) Benliği bırakmasaydık ?varlık iddiasından? kim caydırırdı bizi; Ya hiçlikte bir var oluş bulamazsak, ?ene?ye koşan yolları kim kapardı bize... (?) ... Bütün bu yolları geçemeyen nasıl erer üçüncü kapıya; Sükût bilmeyen nasıl konuşur Seninle, aşka niyet etmemiş nasıl sükût bilsin... Hiçlik tatmamış olan nasıl tanır Seni, nasıl sever seni bütün varlığıyla... Sevgi?den sıyrılamamış, her noktada sevgi gören aşkı nasıl bilsin; Sevgi?de bîhûş olan, aşkı nasıl görür...maşûk?u, sevmesi gerekeni nasıl akleder. ... İşte ey Habîb!.. Her kapı sana açılır; açılmak da zorundadır. Bu satırlar arasında kaybolmak varken, ben hâlâ ?enaniyet? güden bîçare... kıtmîriniz olma hayâlinde, ... Devamı

İncitmeden Nasihatta Bulunmak.

2010-10-22 11:57:00

Peygamber (sav): "Din nasihattir" buyurunca, sahabeler: "Kimin için ya Rasulullah" dediler. Rasulullah (sav)'de; - "Allah için, Kitabı için, Resulü için, mü'minlerin imamları için ve geneli için" buyurdu. Kardeşine nasihat etmen vaciptir. Onda bir yanlışlık gördüğün zaman onu önlemeye çalış. Kardeşine, Rasulullah (sav)'in şu buyruğunda belirttiği gibi davran. Rasulullah (sav): "Gece namazlarını kılsa, Abdullah ne güzel birisi olur" buyurur. Bunun üzerine Abdullah bin Ömer geceleri uyumaz. Çünkü kendisine kusurlarından birisi bildirilmiştir, o da gece namazına, teheccüde kalkmadığıdır. Eğer sen de kardeşine olan sevginde sadıksan kardeşinin kusurlarını ona aracısız bildir. Onun olmadığı zamanlarda ayıblarını zikretme, insanlara karşı onun ayıbını gizle. Asıl olan kardeşinin ayıblarını insanların karşısında değil, sadece kendisinin karşısında söylemendir. Çünkü ona ayıblarını insanların karşısında söyler, nasihatte bulunursan onu incitmiş olursun. Ancak başkalarının olmadığı bir ortamda yüz yüze söylersen onu sevindirmiş olursun. Fakat insanların karşısında,"kardeşim sen şöyle yapıyorsun, bunu yapma" gibi sözlerle onun yanlışlıklarını söylersen kardeşini rezil etmiş, onu küçük düşürmüş olursun. Böyle şeyler kardeşinin kalbinde sana karşı düşmanlığa sebep olur. Diğer yandan mü'minin alameti kardeşinin yüzüne karşı çok methetmemektir. Tâ ki, onun belini kırmasın ve onu gurura kaptırmasın. Bu nedenle Rasulullah (sav) ağızlarıyla bizleri hoşnut etmeye, razı etmeye çalışanlara karşı "övenlerin yüzüne toprak serpin" buyurmuştur. Rasulullah mü'min kardeşini yüzüne karşı öven birisine ise; "s... Devamı

Ey Sözümü İşiten Dostum...

2010-10-22 11:54:00

  Sana rahmet veren Rahman’dır. Merhamet veren, şevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren. Sana yoldaş olan Rahman’dır. İyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin. Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahman’dır. Ey Sözümü İşiten Dostum; Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle. Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak. Güzele çağıranı al, boş olanı bırak. Rûhunun istediğini al, istemediğini bırak.. Hayat önemlidir. Neş’elen ve gül. Hüzünlen ve ağla. Ne yaparsan yap, ama Allah rızası için olsun yaptığın. Gördüğün göreceğin Allah rızası için olsun. Hayat uzundur, hayat kısadır. Kısası uzunu, hayatın Allah rızası için olsun. Sana rahmet veren Rahman’dır. Merhamet veren, şevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren. Sana yoldaş olan Rahman’dır. İyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin. Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahman’dır. Asla üç şey olma. Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma. Mevlâ’yı bilen ümidi bilmeli. O’nu bilen şükretmeli. O’na inananın sabırlı olmalı her ameli. Çünkü O varsa, ümit vardır. Sana kapalı gelse de yollar, ümit vardır. Çünkü O varsa, nimet vardır. Şükür vardır. Sana çirkin gelse de hâller, nimet ve şükür vardır. Çünkü O varsa, sığınak vardır. Sabır vardır. Sana ne, ne şekilde görünürse görünsün, hepsinde de güzellik vardır. Ümit, şükür ve sabır, vardır. Dostum, her zaman imanı yaşa ve uyanık ol. O seni bıraksın, sen onu bırakma. O seni te... Devamı