Nefsimi arkama aldım ki, gömleğim yırtılacaksa Yusuf misali arka

2010-12-22 20:47:00

Kelimelerin kalbine indi de sevgim, dile dökmek ne zor geliyor bir bilsen… Nefsimi arkama aldım ki, gömleğim yırtılacaksa Yusuf misali arkadan yırtılsın. Gönlünde sen olmayan sevgiliden esirgedim Züleyha misali bakışları ki, iffet selamı sabahı kesmesin benden. İsyanın yerine sabır bastıkça yanan gözlerim Yakup misali, kapattıkça Yusufunun hayaliyle doldu. İshak misali İsmailimi teslim ettim sana. Nasıl ki yakmadın canını bir koç gönderdin O’na, Şanına yakışır bir müjde bekleyerek sessiz sedasız çekiliyorum aradan. Meryemin masumluğunu taçlandırdığın İsa nasıl yıktıysa tabuları, sevdiceğimin gönlündeki tabularıda yıkıver. Ruhum Eyyüp misali yara bere içindeyken öyle bir sabır ver ki bana evvel gibi sonsuz, ahir gibi baki ama emrettiğin gibi dosdoğru olsun. Öyle birini sevdir ki bana ya da sevdiğimi öyle sevdiğin birine çevir ki, İbrahimin ateşe göğüs gerdiği gibi teslim olayım ona. Nasıl ki serin ve selametli oldu ateş Halilullaha, öyle fersah fersah genişlesin dünya ve ahiret onunla birlikte bana. Canımı taşıyan beden, aşkını taşıyan canla bir olsun. Birliğimize birliğin -İLLA- şahit olsun… -Makbule’nin duası makbul olur inşaallah.. Senai Demirci ... Devamı

“İnsanlar ikiye ayrılırlar:

2010-10-26 11:56:00

    “İnsanlar ikiye ayrılırlar: Başkalar için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar. Sorun olanlar, çözüm olanlar... ... Ümit kıranlar, ümit verenler... Dert üretenler, deva üretenler... Şikayet edenler, çare bulanlar... Aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü. Biri şikayet üretir, öbürü çare. Biri yük olur, öbürü yük taşır. İç dünyalarında düğümlenir bütün iş.. Afâki âlemden kopup gelen her mâlûmat, her olay, her keyifiyet, bizim ruh dünyamızı, zihniyet dünyamızı, gönül iklimimizi nasıl ve neye göre biçimlendirip işlettiğimize göre dönüşür, değişir. Ağaç olmalı her insan... Ağaç gibi olabilmeli her mü’min. Müslüman müslümana kötülük etmemeli... Kötü ortamı mazeret belleyip dönüşmemeli... Bilakis, dönüştürmeli. Ağaçlardan ders almalı. Karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli... Ve ağaçlar misali, birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı... Orman olmalı...” Metin Karabaşoğlu ... Devamı

Dokunmak...

2010-10-20 11:21:00

      Bir elin hissediş hikâyesidir, bu satırlar… Gözler ellere takılır önce… Hüzünlü yüzüyle karşılıklı bakışmadadır eller… Anlar ki, orada yüzlerce kalp beklemektedir…Ve yumruk olur eller ağırlığıyla yükün, yere doğru eğilir. Yapabileceği çok şey ...vardır ellerin ve hissetmesi gereken paha biçilmez duygular… Bir kalbe dokunmak gereklidir şimdi… Boşuna değildir, hiçbir şey… Ve hiçbir şey kalplere giden yoldan daha anlamlı değildir. Yalnızca farkına varmak gerekir. Bir dokunuş, on parmağın ve de bir yüreğin yapabileceği şeylerdir. Ve bir eldir, şimdi yollarda olan… Bir kalbe dokunmaktır sevincinin adı… Tek isteği, sonu olan kâinatı aşmaktır, ulaşmaktır sonsuzluğa… Ve bunu bilir ki, kalpleri hissederek yapacaktır. Bir tabela vardır yolun başında, “Dokunmak nedir?” yazılıdır. Ve dokunmak, kalplere giden yolda anlatılacaktır. Muhtaç olan her kalbe uzanmaktır, dokunmak… El olmaktır, yüreklere serpilen sevinç tohumlarını taşıyan… Bir yetimin saçını okşamaktır. Bir tas çorbansa içtiğin şu dünyada, onu da paylaşmaktır. Ve dokunmak, yardım eli olmaktır… Tebessümünse tek servetin, onu da cömertçe sunmaktır… Dokunmak… Keşfetmektir, sevgiye aç olan kalpleri… Dokunmak… Aç olan karınların, ekmek kokulu sevgisidir. Bayramlarda beklenen bir parça etin rüyasıdır dokunmak… Kulluğun en anlamlı hikâyesidir. Ve bir lütuf değil, vazifedir dokunmak… Sonsuzluğa açılan sevap kapısıdır. Allah’a olan merdivenindeki adımındır, dokunmak.. Sonra şükrün sırası gelir… Ve son söz, duâlarla söylenir. Dokunmayı... Devamı